Cumhurbaşkanı, yapay zekâ, siber güvenlik, çip teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri gibi stratejik alanlarda ilk etapta 550 doktora öğrencisinin merkezî sınavla seçilip 20 araştırma üniversitesinde yetiştirileceğini ve beş yılın sonunda yaklaşık 3 bin genç araştırmacının bilim ve teknoloji ekosistemine kazandırılmasının hedeflendiğini duyurdu.

Bu program, ilk yılında "Bilişim Teknolojileri", "Donanım ve Bilgisayar Sistemleri", "Siber Güvenlik" ve "Yapay Zekâ ve Akıllı Sistemler" olmak üzere dört alanda yürütülecek ve genç araştırmacılar aynı zamanda araştırma görevlisi olarak istihdam edilmesi planlanıyor. Ayrıca 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.

1. Mevcut Kapasitenin Gerçekçi Fotoğrafı

KTÜN örneği aslında Türkiye ortalamasını iyi temsil ediyor: 18 yılda 98 doktora mezunu, yılda yaklaşık 5,4 doktora mezunu demek. Türkiye'de bilişim alanındaki doktora programlarının çoğu benzer ya da daha düşük verimlilikte çalışıyor. Türkiye'de 158 bilgisayar mühendisliği, 56 yazılım mühendisliği, 9 bilişim sistemleri mühendisliği ve 4 yapay zekâ mühendisliği lisans bölümü bulunuyor ve her yıl yaklaşık 10 bin lisans mezunu veriliyor. Kısacası havuzumuz yeterli ancak doktora düzeyinde aktif program sayısı 70-80 civarında ve bunların önemli bölümü yılda 2-5 mezun veriyor. Bu, ulusal ölçekte bilgisayar/yazılım/YZ alanlarında yılda kabaca 250-400 doktora mezunu anlamına geliyor. Karşılaştırma için: 2023'te tüm alanlarda 166 üniversiteden toplam 13.561 doktora mezunu verildi — bilişim alanları bunun küçük bir dilimini oluşturmaktadır.

Hedefin matematiği: 5 yılda 3.000 araştırmacı, yılda ortalama 600 kişi demek. 20 araştırma üniversitesine bölündüğünde üniversite başına yılda 30 doktora öğrencisi — KTÜN'ün 18 yılda ürettiğinin neredeyse üçte biri kadar öğrencinin her yıl sisteme girmesi gerekiyor. Kritik nokta şu: Türkiye'de doktora ortalama 5-6 yıl sürdüğü için 5 yıl içinde 3.000 mezun vermek matematiksel olarak zor görülmektedir. Hedef ancak 3.000 kişinin sisteme kazandırılması (kayıt + araştırma görevlisi istihdamı) olarak okunursa yol haritası da bu ayrımı yönetmelidir.

2. Beş Yıllık Yol Haritası

Faz 1 — Kuruluş ve Seçim (2026, Yıl 1): Merkezî sınavla ilk 550 öğrencinin seçilmesi öngörülüyor. Bu fazda yapılması gerekenler: 20 araştırma üniversitesinde mevcut Bilgisayar Müh., Yazılım Müh. ve Elektrik-Elektronik doktora programlarının "YZ ve Akıllı Sistemler" yoğunlaşmalı ortak müfredata geçirilmesi, danışman envanterinin çıkarılması (YZ alanında aktif yayın yapan öğretim üyesi sayısı belirleyici darboğazdır); TÜBİTAK 2244 (Sanayi Doktorası) ve YÖK 100/2000 mekanizmalarının bu programla tek çatı altında birleştirilmesi. KTÜN (Bilgisayar Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği vb.) gibi kurumsal deneyime sahip ama araştırma üniversitesi listesi dışında kalan üniversiteler, konsorsiyum ortağı olarak sisteme dahil edilmeli — 20 üniversitenin danışman kapasitesi tek başına hedefe ulaşmak için yeterli görülmemektedir.

Faz 2 — Ölçeklendirme (2027-2028, Yıl 2-3): Yıllık alım 550'den 650-750'ye çıkarılmalı. Bunun ön koşulu danışman kapasitesinin büyütülmesidir. Üç kaldıraç bu noktada önemli görülmektedir. 

(a) eş-danışmanlık modelinin zorunlu hale getirilmesi — her tezde bir akademik + bir sanayi/araştırma merkezi (TÜBİTAK BİLGEM, ASELSAN, savunma sanayii, T3/Baykar, bankacılık Ar-Ge merkezleri) danışmanı

(b) eylem planında öngörülen en az 500 uluslararası uzmanın Türkiye'de araştırma ve eğitim faaliyetlerine katılması hedefinin doğrudan ikinci danışmanlık ve tez izleme komitesi üyeliğine bağlanması

(c) doktorasını yurt dışında tamamlamış Türk araştırmacılara "uzaktan eş-danışmanlık" statüsü tanınması. 

Bu fazda ayrıca hesaplama altyapısı kritik olarak görülmektedir. 1 GW veri merkezi kurulu gücü hedefi kapsamında araştırmacıların yüksek hesaplama kapasitesine doğrudan erişimi doktora öğrencilerine kişi başı GPU-saat kotası olarak somutlaştırılmalıdır. Maalesef bugün pek çok devlet üniversitesinde tek bir modern GPU sunucusu dahi bulunmamaktadır. 

Faz 3 — Tutundurma ve İlk Çıktılar (2029-2030, Yıl 4-5): Türkiye'de doktora programlarının en büyük kaybı devam sorunudur. Bilişim alanında sektör ücretlerinin araştırma görevlisi maaşlarının üzerinde olması fire oranı %40'lara çıkarabilmektedir. 3.000 hedefi net (mezun/devam eden) sayı ise, brüt alımın 5 yılda 3.800-4.000 olması beklenmektedir. Tutundurma araçları: araştırma görevlisi maaşına ek, sektör ortalamasına yaklaşan burs (2244 modelinde sanayi katkılı); tez konusunun ilk yıldan bir ürün/proje ile eşleştirilmesi; mezuniyet sonrası kamu Ar-Ge merkezleri ve ileri düzey uzmanlık programı mezunlarının en az yüzde 70'inin yapay zekâ odaklı istihdamda yer alması hedefiyle uyumlu istihdam garantisi; yurt dışı çıkışı cezalandırmak yerine 2 yıllık yurt içi hizmet + sonrasında serbest dolaşım gibi dengeli bir model gündeme gelmelidir.

3. KTÜN Ölçeğinde Ne Anlama Gelir?

Yılda 5-6 mezun veren bir programın bu vizyona katkısı üç kanaldan büyütülebilir: yıllık doktora alımını 8-10'dan 20-25'e çıkarmak (bu, mevcut öğretim üyesi başına öğrenci sınırları nedeniyle yeni doktoralı öğretim üyesi istihdamını arttırılması gerekmektedir.). Konya'nın güçlü olduğu savunma, tarım teknolojileri ve imalat sanayii ile sanayi doktorası protokolleri kurarak "uygulamalı YZ" nişine yerleşmek ve Selçuk Üniversitesi gibi komşu kurumlarla ortak YZ doktora programı açarak danışman havuzunu birleştirmek.

4. Başarıyı Belirleyecek Üç Kritik Risk

Birincisi danışman darboğazı: öğrenci sayısını üç katına çıkarmak mümkün görülse de nitelikli tez yönetecek hoca sayısını çıkarmak görece zordur. Sayı hedefi kaliteyi ezerse "doktoralı ama YZ araştırması yapamayan" mezunlar üretilir. İkincisi maaş makası ve beyin göçü: bilişim doktoralılarının küresel pazarı bulunmaktadır. Finansal açıdan rekabetçilik sağlanamazsa program yurt dışına yetenek ihraç eden bir kanala gönüşme riski bulunmaktadır. Üçüncüsü süre yanılsaması: 2026'da başlayan bir öğrenci en erken 2030-2031'de mezun olur; kamuoyu iletişiminde "5 yılda 3.000 mezun" beklentisi oluşursa 2030'da hedefin başarısız görülme riski ortaya çıkmaktadır. Yaklaşımın "sisteme kazandırılan ve tezi aktif ilerleyen araştırmacı sayısı" şeklinde revize edilmesi ve mezuniyet dalgasının 2030-2034'e göre planlanması bu riski karşılayacak niteliktedir.

Özetle: hedef, mevcut kapasitenin iki-üç katına çıkarılmasını gerektiriyor ve bu, tek tek programların organik büyümesiyle değil, ancak merkezî seçim + eş-danışmanlık + sanayi ortaklığı + rekabetçi finansman + GPU altyapısının aynı anda devreye girmesiyle mümkün görülmektedir. KTÜN'ün doktora programlarındaki yıllık verileri bu açıdan değerli bir kalibrasyon noktasıdır. Sistemin doğal hızı bellidir ve vizyon, o hızı değiştirecek yapısal müdahaleleri şart koşmaktadır.


Not: Blog yazısı claude ile görsel chatgpt kullanılarak hazırlanmıştır.

Prof. Dr. Mustafa Servet Kıran

Akademik Yolculuk · Üniversite Vizyonu