Erken kamusallaştırma ihlali

Epistemik olgunluk düzeyi düşük bilimsel iddiaların (hipotez, tekil çalışma, preprint, konferans bildirisi), belirli bir olgunluk düzeyine erişmeden kamuya açıkça ve etkili biçimde yerleşik bilgi statüsündeymiş gibi kamusal alanda dolaşıma sokulması durumu erkan kamusallaştırma ihlali olarak değerlendirilebilir. İhlalin ağırlığı üç eksende çerçevelenmiştir.

 (a) İddianın epistemik olgunluğu (hipotez → tekil bulgu → replikasyon → meta-analiz → uzlaşı)

(b) Kamusal etki potansiyeli (sağlık, gıda, iklim gibi davranış değiştiren alanlarda daha ağır)

(c) Belirsizliğin çerçevelenme dürüstlüğü (preprint olduğunu gizlemek vs. açıkça belirtmek).

Bu yaklaşımda ihlali tartışmanın kendisine değil, statü yanıltmasına neden olabilecek potansiyel taşıması önemli görülmektedir. Bununla birlikte bu yaklaşıma ve herhangi bir durumun ihlal olup olmamasına yönelik getirelebilecek ciddi eleştiriler de bulunmaktadır ve  genelleştirilmiş bir öneri bunlarla hesaplaşmak zorundadır.

Karşı argüman 1 - Bilim hiçbir zaman "sonuçlanmaz"

Bilimsel bilgi tanımı ve doğası gereği geçicidir. "Genel kabul görene kadar bekleme" yaklaşımının katı bir şekilde uygulanması, kamunun bilimi hiç tartışamaz duruma gelmesine veya yalnızca ders kitabı olması algısına yol açabilir. Bu da bilimi olduğundan daha kesin gösterir ve ilk revizyonda daha büyük bir güven krizi ortaya çıkarabilir.

Karşı argüman 2 — Aciliyet istisnası

COVID-19 epidemisi bunu net olarak göstermektedir. Cambridge'den Alexandra Freeman'ın belirttiği gibi, kimse preprintleri haberleştirmeseydi pandeminin ilk aylarında basında COVID hakkında hiçbir şey olmayacaktı. Ayrıca hakem denetimi güvenilirlik garantisi değildir ve hakemli makaleler de aynı incelemeyi hak eder. Nitekim Ingelfinger kuralı bile halk sağlığı istisnası içerir.

Karşı arguman 3 — Paternalizm ve açık bilim itirazı

Bilim iletişimi literatüründe "eksik model"in (deficit model) eleştirisi, kamunun belirsizlikle baş edemeyeceği varsayımının hem ampirik olarak şüpheli hem de demokratik açıdan sorunlu olduğunu savunur. Kamu fonlu araştırmanın kapalı kapılar ardında olgunlaşması gerektiği fikri açık bilim hareketiyle çelişir. Ayrıca çevrimiçi ortamda bilim insanları arası profesyonel iletişim ile kamusal bilim iletişimi artık net biçimde ayrılamamaktadır, yani "halkın önünde" ile "meslektaşlar arasında" ayrımı günümüz dijital çağında teknik olarak da kesinleştirilememektedir.

Her ne kadar karşı argümanlar bulunsa da büyük kitleleri ilgilendiren bilimsel araştırmaların kamu önünde doğrudan tartışılması, anti tezler ve bulgular nedeniyle konunun önemini etkileyecek düzeye gelebilmektedir. Bu noktada bilim insanlarının daha dikkatli olması konusunda yarar olduğu kanısındayım.


Not: Görsel üretken yapay zekâ aracıyla oluşturulmuş.

Prof. Dr. Mustafa Servet Kıran

Akademik Yolculuk · Üniversite Vizyonu