Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030): Üniversiteler Bu Dönüşümün Neresinde Olmalı?

18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile "Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030)" yürürlüğe girdi. 2021-2025 dönemini kapsayan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nin devamı niteliğindeki bu yeni plan; insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri üzerine kurulu. Planın özeti ise dört fiilde saklı: Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet.

Genelge, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına planın uygulanmasında üzerlerine düşen görevleri hassasiyetle yerine getirme sorumluluğu veriyor. Üniversiteler de bu tabloda yalnızca birer paydaş değil, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve araştırma kapasitesinin geliştirilmesi hedeflerinin doğrudan muhatabı. Peki bir üniversite bu planı kendi bünyesinde nasıl hayata geçirebilir?

Her Bölüme Yapay Zekâya Giriş Dersi: "Fark Et" Aşamasının Temeli

Planın ilk ayağı olan farkındalık, üniversite için en somut karşılığını müfredatta bulur. Yapay zekâ artık yalnızca bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin konusu değil. Hukuk öğrencisi algoritmik karar sistemlerinin sorumluluğunu, tıp öğrencisi görüntü analizinde yapay zekâ destekli tanıyı, ilahiyat öğrencisi üretken modellerin etik boyutunu, ziraat öğrencisi akıllı tarım uygulamalarını tanımak zorunda.

Bu nedenle atılabilecek ilk ve en etkili adım, her bölümün müfredatına zorunlu ya da seçmeli bir "Yapay Zekâya Giriş" dersi eklemek. Tek tip bir dersten ve içerikten bahsetmiyorum. Ortak bir teorik çekirdek (yapay zekâ nedir, nasıl çalışır, sınırları ve riskleri nelerdir) üzerine her fakültenin kendi alanına özgü uygulama modülleri inşa edilebilir. Böylece mezun olan her öğrenci, kendi mesleğinde yapay zekâyı "fark eden" ve ondan "istifade eden" bir profesyonel olarak sahaya çıkar.

Nitelikli İnsan Kaynağı: Öğrenciden Önce Öğretim Elemanı

Eylem Planı'nın en kritik hedeflerinden biri nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi. Ancak öğrenciye yapay zekâ öğretecek kadronun kendisi bu konuda donanımlı değilse müfredat değişikliği kâğıt üzerinde kalır. Üniversiteler bu nedenle öğretim elemanlarına yönelik hizmet içi eğitim programları, yaz okulları ve sertifika programları düzenleyebilir. Yapay Zekâ ve Uzaktan Eğitim Araştırma merkezleri üzerinden tüm akademik personele açık mikro yeterlilik (micro-credential) programları, bu dönüşümü hızlandırmanın düşük maliyetli bir yolu olabilir.

Lisansüstü düzeyde ise disiplinlerarası yapay zekâ yüksek lisans ve doktora programları açmak, mevcut programlara yapay zekâ odaklı tez konularını teşvik eden burs ve destek mekanizmaları eklemek mümkün. Planın "üreten ve ihraç eden ülke" vizyonu, ancak araştırma yapan ve yayın üreten genç akademisyenlerle gerçekleşebilir.

Veri ve Hesaplama Altyapısı: Üniversitenin Görünmeyen Omurgası

Plan, veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesini açıkça hedefler arasında sayıyor. Üniversite bünyesinde bunun karşılığı ortak kullanıma açık GPU kümeleri, araştırma verilerinin paylaşımını sağlayan kurumsal veri havuzları ve açık bilim politikalarıdır. Tek bir üniversitenin bütçesini aşan yatırımlar için bölgesel üniversite konsorsiyumları kurulabilir, TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle paylaşımlı hesaplama merkezleri oluşturulabilir. Küçük ölçekli üniversiteler için öğrencilerin bulut tabanlı platformlara erişimini sağlayan kurumsal anlaşmalar önemli bir başlangıçtır.

Üniversite-Sanayi İş Birliği: "Üret" Aşaması

Eylem Planı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplumun iş birliğiyle hazırlanmıştı. Uygulaması da aynı eşgüdümü gerektiriyor. Üniversiteler ve teknokentlerdeki yapay zekâ girişimlerine kuluçka desteği verebilir, yerel sanayi kuruluşlarının somut problemlerini bitirme projesi ve tez konusuna dönüştüren eşleştirme programları kurabilir. Öğrencilerin gerçek veriyle, gerçek problemler üzerinde çalışması, hem "istifade et" hem de "üret" ilkesinin en doğal karşılığıdır.

Etik, Güvenilirlik ve Yönetişim: "Yönet" Aşaması

Planın insan odaklılık ve etik sorumluluk vurgusu, üniversitelere iki ödev yüklüyor. Birincisi eğitim boyutu: yapay zekâ etiği, veri mahremiyeti ve algoritmik adalet konularının hem giriş derslerine hem de lisansüstü programlara işlenmesi. Özellikle lisanüstü programlarda zorunlu okutulan bilimsel araştırma yöntemleri ve yayın etiği dersinin içeriğine üretken yapay zekâ modelleri ve etik sorumluluklar entegre edilmeli. İkincisi kurumsal boyut: üniversitenin kendi içinde üretken yapay zekâ kullanımına dair açık ve adil politikalar belirlemesi. Öğrencinin ödevde, akademisyenin yayında yapay zekâyı nasıl kullanabileceğini tanımlayan kurumsal yönergeler, akademik dürüstlüğü koruyan ama teknolojiyi yasaklamayan dengeli bir çerçeve sunmalı. Ayrıca yapay zekâ destekli araştırmaları değerlendirecek etik kurul kapasitesinin geliştirilmesi de bu başlığın parçası.

Kurumsal Dönüşüm: Üniversitenin Kendisi de Kullanıcı

Plan, yapay zekâ uygulamalarının kamuda yaygınlaştırılmasını hedefliyor ve üniversiteler de birer kamu kurumu. Öğrenci işlerinden kütüphane hizmetlerine, ders programı optimizasyonundan mezun takibine kadar pek çok idari süreçte yapay zekâ destekli çözümler pilot olarak denenebilir. Üniversitenin kendi süreçlerinde teknolojiyi kullanması, hem verimlilik sağlar hem de öğrencilere ve topluma canlı bir örnek oluşturur. İdarî personellere verilecek üretken yapay zekâ eğitimleri ile yazılar, raporlar, sunumlar kurum içinde özenli ve düzenli bir şekilde geliştirilebilir.

Sonuç: Beş Yıllık Bir Yol Haritası

2026-2030 dönemi, Türkiye'nin yapay zekâ alanında "geliştiren, üreten, ihraç eden ve güvenilir şekilde yöneten bir ülke" olma hedefine ayrılmış durumda. Üniversiteler için bu, beklemeye tahammülü olmayan bir davet. Her bölüme yapay zekâya giriş dersi eklemek gibi görece hızlı adımlarla başlayıp; öğretim kadrosunun ve idarî personellerin eğitimi, altyapı yatırımları, sanayi iş birlikleri ve etik yönetişim çerçeveleriyle derinleşen kademeli bir dönüşüm planı, her ölçekteki üniversite için uygulanabilir bir yol haritası sunuyor.

Cumhurbaşkanlığı kararı ile her yönetici kuruluş (bakanlıkla, YÖK vb.) kendi politikalarını oluşturacaktır ve uygulamaya geçirecektir ancak genelgenin ruhu şimdiden açık: Yapay zekâ artık seçkin bir uzmanlık alanı değil, her mezunun taşıması gereken temel bir yetkinlik olarak görülmektedir.


Not: Yazının tamamlanması ve redaksiyonunda claude, görselin oluşturulması için chatgpt kullanılmıştır :) 

Prof. Dr. Mustafa Servet Kıran

Akademik Yolculuk · Üniversite Vizyonu